TEKNOLOJİ

Türkiye'de satılan akıllı telefon Kaan'ın başına ne geldi? Kaan telefon markasının hikayesi sizlerle Yasaklanan Türk Akıllı Telefon Kaan'ın Hikayesi başlıyor
Kadir Kuru / Youtuber

Kaynak / Source

Türk markası Kaan, akıllı telefon pazarına adım attı. Hemen apple’a ve Samsung’a rakip olmak gibi büyük hedefler koymadı. Onun için, pazardan sadece %5 pay almak bile büyük bir başarı olurdu. Sakin ve emin adımlarla ilerleyerek, işin kritik noktalarını öğrendi ve 30 yılı aşan tecrübesini kullanarak ilerledi. Ancak, bazı hatalarını da yaparak piyasada tutunamadı.

Kaan markası, Başarı Elektronik bünyesinde doğdu. Başarı Elektronik, 1980’lerin sonlarında araç telefonları ve çağrı cihazlarıyla teknoloji dünyasına giriş yaptı. Zamanla cep telefonu pazarında dünya çapında ünlü markaların Türkiye’deki varlığını sağlayarak önemli bir rol oynadı. Ayrıca, Alcatel, Kenwood, Siemens, Benq, Philips, Sony, Vestel gibi markaların distribütörlüğünü üstlendi ve satış sonrası bakım ve servis hizmetleri sundu. 1996 yılında Türkiye’nin ilk yerli deck telefonu olan Kaan 901’i piyasaya sürerek önemli bir adım attı ve bu telefon birçok tasarım ödülü kazandı.

Başarı Elektronik ve Kaan: Markanın kökeni ve yolculuğu

Başarı Holding’in yönetim kurulu başkanı Ferda Yıldız, 2018 yılında yaptığı açıklamalarda, başarının cep telefonu yerine deck telefonlarına odaklanmasının sebebini iş ortaklarıyla çıkar çatışması yaşamak istememelerine bağladı. Mobil telefona giriş yapmaları durumunda Nokia ile işbirliği yaptıkları için çıkar çatışması yaşanabileceğini düşündüler ve bu nedenle dek telefonlarına yöneldiler. 20 yıl sonra, Kaan N1 modeliyle akıllı telefon pazarına girdi. Bu model, Android 6 sürümüyle, 4,5G desteği, 8 çekirdekli işlemcisi, 1920×1080 full HD IPS ekranı, 3 GB RAM’i, 32 GB dahili hafızası, 13 megapiksel arka ve 8 megapiksel ön kamerası, parmak izi okuyucusu ve 3000 mAh pil kapasitesi gibi özelliklerle dikkat çekti.

İlk Akıllı Telefon Girişi

Ferda Yıldız, yaptığı röportajlarda eskiden bu alanda yatırım yapmanın zor olduğunu ancak artık telefonun işletim sisteminin Android’in Google tarafından yapıldığını ve bu nedenle yazılım kısmında sadece lokalizasyon yapmak ve bazı aplikasyonlar geliştirmek gerektiğini belirtti. Bu durumda işlerin daha kolaylaştığını ve işletim sistemi geliştirme ve güncelleme yükünün kendi üzerlerinde olmadığını ifade etti. Bu, şirketin daha fazla ürün satma zorunluluğu olmadan başabaş noktasına ulaşabileceği anlamına geliyordu.

Şimdiki senaryoda, daha fazla yeni oyuncu, daha makul seviyede bir risk alarak bu pazara girmeyi ve telefonun donanım kısmına odaklanmayı tercih edebilir hale geliyor. Kendileri de Ankara’da yeni bir fabrika kurma yolunda ilerliyorlar. Birkaç ay rötar yaşasalar da, fabrikanın kısa süre içinde tamamlanacağını belirtiyorlar ve telefonun donanımını burada üreteceklerini açıklıyorlar. Şimdi Ankara’da sıfırdan yepyeni bir fabrika kuruyoruz. Malum durumlardan ötürü birkaç ay gecikme yaşadık, ancak fabrikanın tamamen bitmesi 23 ayı bulacak. Bu yeni fabrikanın sadece akıllı telefonlar değil, aynı zamanda dijital takometreler de üreteceğini belirtiyorlar. Firmanın bu takometreleri ürettiğini ve Almanlarla bu konuda %50 ortaklık yaptıklarını söylüyorlar. Ayrıca, ÖSYM sınavlarının kamera sistemlerini de kendilerinin ürettiğini ekliyorlar. 1996’da Kaan’la akıllı elektrik sayaç işine girdiklerini ve sahada 5 milyon saatten fazla çalışma saatlerine sahip olduklarını belirtiyorlar. Bu pazar doyuma ulaşınca, sayaç kısmını bırakıp elektrik dağıtım şirketleri için haberleşme modemleri ve akıllı kontrol sistemleri kurduklarını açıklıyorlar. Kısacası, başarı sadece telefon pazarına odaklanan bir firma değil; bu verdiğim örnekler dışında da çalışmaları olan bir işletme. Havacılık alanında dahi başarılı faaliyetleri bulunuyor.

Piyasa Konumlandırması ve Fiyat Politikası

Ferda Yıldız, Kaan’ın akıllı telefon pazarındaki yaklaşımını genel olarak şöyle özetliyor: “Piyasadaki en iyi telefonları, fiyatları yabancıların yarısına veya daha altına sunabilir miyiz? Bu yaklaşımla yola çıktık. İlk telefonlarımızdan, N1 ile birçok şey öğrendik. Sonradan çıkan N2 modeli, çok daha gelişmiş bir model oldu ve fiyatı ithal benzerlerinin üçte biri oranında oldu.” Ancak, yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tüketiciler arasında Kaan’ın fiyatını eleştirenler var. Aynı segmentteki telefonları yurt dışında çok daha uygun fiyatlarla bulmanın mümkün olduğunu belirten kullanıcılar mevcut. Bu markaların bir kısmı Türkiye’de aktif olmasa da, Xiaomi gibi aktif olanlar da var. Aktif olmayan markalar için ise satış sonrası destek anlamında sorunlar yaşanması muhtemel. Bu nedenle tüketici, bu ürünleri tercih etmeyebilir. Ancak, Türkiye’de aktif olan Xiaomi gibi yabancı markalarla benzer fiyatlara satış yapmak, markanın tercih edilme olasılığını gerçekten düşürebilir. Elbette ki, Apple’dan veya Samsung’dan daha ucuz olmak bekleniyor. Ancak, rekabet ettiğiniz diğer markalara göre tüketici gerçek bir fiyat avantajı bekliyor. Hele ki, markanız yerli bir markaysa.

Yerli Üretim ve Yabancı İşbirlikleri

Bu arada, Kaan’ın modellerinin yurt dışında üretilen bazı telefonların aynısı olduğu yönünde yorumlar da mevcut. İç bileşenlerinin tamamen aynı olup olmadığını bilemem, ancak dış tasarımları neredeyse aynı görünüyor. Özellikle, yerli üretim konusuna değinmek gerekirse, Ferda Bey 2018’de HT Bloomberg’e katıldığı programda yerli üretim kavramına yönelik şunları söylüyor: “Elektronikte ekosistem yok. Maalesef, komponentlerin çoğunu yurt dışından alıyoruz. Bu da bize yerli katkı oranında büyük bir limit getiriyor. Bunu sadece Kaan özelinde değil, Türkiye’deki yerli üreticilerin geneli için söylüyorum. Yerlilik oranında %10’la başlayıp %30’lara ulaşabilirler. Günün koşulları itibariyle bu, muazzam bir başarı olur.

Açıklamalar doğru, ve bu tespitlerin doğruluğu üzerinde hemfikiriz. Ancak, bahsettiğim o telefonlarla Kaan’ın tasarımının da aynı olması tüketiciler arasında eleştiri konusu haline geliyor, dediğim gibi. Çünkü böyle olunca, uzak doğudan telefonu al, arkasına ismi bas, sat gibi bir model kurgulanmış gibi görünüyor. O zaman, burada komponent olarak katkı yok, tamam bunu kabullendik; ama tasarım da yok, o zaman hangi katma değerden söz ediyoruz, sorusu gündeme geliyor.

Yerli Üretim ve Katma Değer

Sonra, kendi yorumlarımı yaparken bu noktalara değineceğim. Bir de ihracat konusunu konuşalım. Başlangıçta ihracat gibi bir hedef yok, çünkü akıllı telefon alanında yeni bir marka olduğu için öncelikle iç pazardan pay kapma hedefi var. Türkiye pazarı, bu konuda cazip bir pazar. İhracat yapabilmek için iç pazarda edinilen tecrübenin ve ürünün başarısının kullanıcıların gözünde tescillenmesi, kritik önemde olduğunu özetleyen çok güzel bir anıyı da 2018 yılında HT Bloomberg’e katıldığı programda Ferda Yıldız anlatıyor. Bahsettiğimiz, deck telefonu geliştirdiklerini de, İtalyan Telekom’un 50.000 adet almak istediğini belirtiyor. Anlaşma hemen hemen tamamlanmış, karşı taraf son olarak “İç pazarda bu ürünü kaç tane sattınız?” diye soruyor. Ferda Yıldız, “Henüz iç pazarda satmadık” diyor. Sonrasında, “Önce kendi piyasanızda var olacak, ürünlerinizi yayacak, test edecek, sonra ihracata açılacaksınız” diyorlar.

İsim Seçimi ve Markalaşma

Kaan markasının yaklaşımını ele aldığımızda, şimdiye kadar anlattıklarımızı bir araya getirirsek, Kaan’ın ilk yıllardaki hedefi, başkalarının geliştirdiği teknolojiyi daha uygun fiyata sunmak. Ancak, iç pazarda başarı yakaladığı takdirde, yakın coğrafyalara ihracatı gündeme alacaklar. Ancak, 27 Kasım 2019’da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yaptığı bir duyuru var. Bu duyuruda, güvensiz olduğu tespit edilen bazı elektronik aletler listelenmiş. Listenin ilk sırasında gördüğümüz ürün, Kaan’ın N1 modeli. Ürünlerin piyasaya arzının yasaklandığı ve piyasadaki ürünlerin de toplatılması kararı alınmış. Tabii, böyle bir durum, bir marka açısından facia. Hele ki, mobil sektöründe yıllardır var olan ve sektörde bilinen büyük devlerle işbirliği yapan bir marka için bir yıkım unsuru.

Eleştiriler ve Tepkiler

Bunun yanı sıra, Kaan’la alakalı en çok konuşulan konulardan bir diğeri de ismi oluyor. Kaan’ın başarısızlığında önemli etkenlerden birisi de bu. İsim konusu, ben de isim seçiminin hatalı olduğunu düşünüyorum. Bunun ana sebebi, Kaan’ın başlangıçta tamamen Türkiye pazarını hedefleyen bir iş olması. Burada şu soruyu sorabilirsiniz: “Nasıl yani, Türkiye pazarında Türkçe isim tercih etmesi daha iyi değil mi?” Aslında, bu soruya yanıtım “Hayır” olacak. Türkiye pazarında Türkçe isim tercih etmesi daha iyi değil, çünkü tüketici algısı maalesef yabancı isimlerin lehine işliyor. İsim konusuyla alakalı yazılan yorumları okurken bir yorum dikkatimi çekti: “Android sürümüne adamlar marshmallow adı veriyor. Kaan gibi bir isim mi sorun olacak?” Minvalinde bir yorum, yani Kaan’ın ismini eleştirenlere karşı bir test. Gerçekten de söylenen burada doğru, fakat bahsettiğim şekilde evrensel bir yaklaşımda düşündüğümüzde, dünyanın en değerli markasının adının aslında “elma” olduğunu, Android’in sürümlerini o yorumda da ifade edildiği gibi “marshmallow” veya “nougat” gibi isimler verildiğini düşünürseniz.

İşte bu minvalde, Kaan hiç de saçma bir isim değil. Nuga dediğiniz şey, koz helvası. Mesela, bugün Türkiye bir işletim sistemi geliştirip adını koz helvası koysa, ilk bakışta ne kadar saçma gelir değil mi? Gündemimiz zaten bomboş konularla meşgul olduğu için, mesela iki haftada Türkiye’de böyle bir konu konuşulur hatta. Ama siz marka ismi seçerken küresel düşünürseniz, fonetik konusuna dikkat ederseniz ve bunu bir hikayeyle perçinlerseniz, Ahmetmiş, Mahmut muu, Elmaymış, tüketici ürünün üzerinde sizin adınızı ve logonuzu gördüğü an güven duygusunu hissetmesi demek. Bu güven duygusuna, satılan ürünün vaat ettiği kriterleri karşılaması da dahil. Yarın öbür gün ürünle ilgili herhangi bir sorun olduğunda, tüketicinin sorununun hızlı şekilde çözülmesi de dahil.

Siz sattığınız üründeki hiçbir parçayı üretmeden de marka olabilirsiniz. Nasıl mı? Doğru komponentleri doğru şekilde bir araya getirip en uygun donanımı ortaya koyarak, ya da özgün bir tasarımla. Ancak, bunları dahi yapmadan gidip, uzak doğudan bir ürünü alıp arkasına sadece isminizi basıp satsanız, yine marka olabilirsiniz. Tabii burada özgün olmayan bir markalaşma söz konusu. O nedenle, lokalde kalma ihtimaliniz yüksek olur. Fakat, bu şekilde markalaşmayı hedefliyorsanız, dahi önemli şartlar var. Az önce saydığım o kriterleri yine sağlamanız gerekiyor. Ürün vad ettiğini vermeli, satış sonrasında o ürünün arkasında durulmalı. Eğer başkasının ürününe isim basıp satıyorsanız, ve sattığınız ürünü iyi tanımıyorsanız, sattığınız ürünü müşteriye olduğundan daha fazla gösterip, müşteriyi hayal kırıklığına uğratıyorsanız, işte o zaman asla kalıcı bir marka olamazsınız.

Yerli Üretim ve Komponentler

Yani, yerli marka olmak, demek ürününüz yerli olacak, komponentleriniz yerli olacak demek değil. Ürününüzü ithal de etseniz, çok iyi bir yerli marka olmak mümkün. Ellerinizde bununla birlikte, daha önce de söylediğim gibi, şirketlerimizin teknolojik ürünlerden daha katma değerli üretim yapması için, ekran gibi pil gibi önemli bileşenleri üretip, kendi iç pazarımızı besleyebilir olmamız gerekiyor. İşte, aslında bunların yapılabilmesi için, bu tarz adımların atılması gerekiyor. Firmalar bir şekilde pazara giriyor, pazarı öğreniyor, olayın teknolojik boyutunu kavrıyor. Başarılı olan da, batan da, kayıpsız çıkan da, sektöre tecrübe ve know-how katıyor. Bu sektörün içinde bulunmuş olmasam da, şuna eminim ki, oturup sıfırdan bir telefonu çok yüksek bir yerli üretim oranıyla hayata geçirmek hiç kolay değil. Zaten kolay olsa, tabii ki yapılırdı. Hele ki siz derseniz ki, ben pilim kendim üreteceğim, ben panelimi kendim üreteceğim, ben işlemcimi kendim üreteceğim. Bunlar, kayda değer sermaye ve makro düzeyde planlama gerektiriyor. Ülkenin de önceliklerini belirleyip, biz bu bileşeni üretelim, üreten de gerçek anlamda destekleyelim demesi gerekiyor. Zaten, Ferda Bey’in Bloomberg röportajında bu açıklamalara paralel çok sayıda açıklama görmeniz mümkün.

Eleştiriler ve Tepkiler

Dolayısıyla, Kaan’ın eleştirilmesi gereken yer, yerli üretim oranı değil. Çünkü bu, tek başına kolay kolay değiştirebileceği bir şey zaten değildi. Eleştirilmesi gereken nokta, güvensiz bulunan ve toplatılan bir ürüne sahip olması. Az önce marka olmak için gerekiyor dediğim şeyleri belki de tam olarak başaramamış olması, ürününün arkasında durulabilecek bir ürün olmaması.

Marka olmanın sırrı, yaptığınız işin arkasında durmakta, verdiğiniz söze sadık kalmaktadır. Bunları başardığınız takdirde, milyonların gönlünde taht kurabilecek bir marka, sizin avuçlarınızın arasındadır.

Kaan Telefon İncelemesi: Kapsamlı Bir Bakış

Kaan Telefon, son yıllarda Türkiye pazarında yer alan bir akıllı telefon markasıdır. Uygun fiyatlı modelleri ile dikkat çeken Kaan Telefon, farklı bütçelere hitap eden seçenekler sunmaktadır. Bu incelemede, Kaan Telefon modellerini, teknik özelliklerini, fiyatlarını ve kullanıcı yorumlarını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

Kaan Telefon Kim Üretiyor?

Türkiye teknoloji pazarında 1989 yılından bu yana faaliyet gösteren Başarı Elektronik, ilk yerli akıllı telefonu KAAN N1’i tanıttı. 30 yıla yakın bir süredir Türkiye’de mobil telefon distribütörlüğü yapan Başarı, kendi markası KAAN ile üretilen ilk akıllı cep telefonu olan KAAN N1 modelini satışa sundu.

Kaan Telefon Modelleri ve Özellikleri

Kaan Telefon şu anda N1 ve N2 olmak üzere iki model sunmaktadır. Her iki model de Android işletim sistemine sahiptir ve temel fonksiyonları yerine getirebilecek özelliklere sahiptir.

Kaan N1:

  • 5.45 inç FHD ekran
  • 1.4 GHz 4 çekirdekli işlemci
  • 1 GB RAM
  • 16 GB dahili hafıza
  • 8 MP arka kamera
  • 5 MP ön kamera
  • 2500 mAh pil

Kaan N2:

  • 6 inç HD ekran
  • 1.6 GHz 4 çekirdekli işlemci
  • 2 GB RAM
  • 16 GB dahili hafıza
  • 13 MP arka kamera
  • 5 MP ön kamera
  • 3000 mAh pil

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir