Pargalı İbrahim Paşa! Hain Miydi? Dost Muydu?

TARİH

Pargalı İbrahim Paşa, Osmanlı tarihine önce makbul, sonra ise maktul olarak adını yazdıran bir figürdür. Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadelik yıllarından itibaren en güvendiği adamı olan Pargalı, Manisa sancağında geçen yıllarda sadakatini ve yeteneğini I. Süleyman’a ispatladı. İstanbul’a geldikten sonra önce has odabaşı, daha sonra ise sadrazam oldu. Padişaha olan yakınlığı sebebiyle Osmanlı geleneğine aykırı şekilde yükselişi, neredeyse tüm devlet adamlarını rahatsız ediyordu.

Özellikle ikinci vezir Ahmed Paşa, kendisinin sahip olacağını düşündüğü sadaret makamına İbrahim Paşa’nın getirilmesiyle çileden çıktı ve Mısır’da isyan etti. Ancak Pargalı, isyanları bastıran, halka yardım eden, haksızlıklara karşı duran hareketleriyle günden güne hem sarayın hem de reayanın güvenini kazanıyordu.

Ancak Hürrem Sultan’ın baş düşmanıydı ve bu durum, sonunu hazırlayan etkenlerden yalnızca biriydi. Paşa’nın Avrupa’ya olan ilgisi, sarayının bahçesine diktiği heykeller ve günden güne artan kibri, gözden düşmesine neden oldu.

Peki, Kanuni Pargalı’yı nasıl idam ettirdi? Pargalı İbrahim neden öldürüldü? Bu soruların cevapları, Osmanlı tarihinde derin izler bırakan bu çarpıcı olayın ardındaki sırları gün yüzüne çıkarmaktadır.

sosyal.site

Osmanlı’nın hüküm sürdüğü yıllar boyunca yüzlerce vezir ve sadrazam gelip geçti ama hiçbiri onun kadar iz bırakmadı yine hiçbiri padişaha onun kadar yakın olmadı ve neredeyse padişaha eş yetkilerle donatılmadı

Pargalı İbrahim’in Kölelikten Yükselişi

İşte kölelikten gelip bir cihan imparatorluğunun haşmetini, padişahın kudretini arkasına alan yükseldikçe yükselen ve hanedan dışında kimsenin hayal bile edemeyeceği bir güce kavuşan Pargalı İbrahim’in hayat hikayesi.

Pargalı İbrahim 1494 yılında, bugün Yunanistan sınırlarında kalan Parga yakınlarındaki bir köyde doğdu. Değişik kaynaklarda Rum ya da İtalyan kökenli olduğu belirtilmektedir. Babası fakir bir balıkçıydı.

6 yaşındayken korsanlar tarafından kaçırılarak Manisa’da zengin, dul bir kadına köle olarak satıldı. Bu kadın İbrahim’le yakından ilgilenerek İslamiyet, yabancı, dil, şiir ve özellikle keman çalma konusunda iyi bir eğitim almasını sağladı.

O dönemde Manisa’da genç bir sancak beyi olarak bulunan Şehzade Süleyman’la tesadüfi bir şekilde karşılaşması onun hayatını değiştirdi. Süleyman kendisiyle aynı yaşlarda olan İbrahim’in zekası ve yeteneklerinden etkilenmiş, derhal onu mahiyetine aldırmıştı.

sosyal.site

Şehzade Süleyman’la Kesişen Yollar

Giderek ikili arasında çok yakın bir dostluk oluştu. Şehzade Süleyman, İbrahim ailenin bir ferdiymiş gibi davranıyor, daima onu yanında bulunduruyor, beraber yiyip içiyorlar ve gelecekle ilgili beraber hayal kuruyorlardı.

Vakit gelip çattığında yani Şehzade Süleyman’ın babası Yavuz Sultan Selim Han, vefat ettiğinde İstanbul’a tahta çıkmak için yine beraber gittiler. Pargalı İbrahim’in yükselişi de böylece başlamış oldu.

Osmanlı’da Yükselen Bir Güç: Pargalı İbrahim’in Yükselişi

O artık Osmanlı’ya muhteşem yıllarını yaşatan Kanuni Sultan Süleyman’ın en yakınındaki, en güvendiği ve zaferlerinde omuz omuza mücadele ettiği biri olmuştu. Sırasıyla önemli görevlere getirildi, ilk önce hasodabaşılık görevine atandı bundan sonra kendi yetenekleri ve Kanuni Sultan Süleyman’la aralarındaki sıra dışı güven ilişkisi sayesinde hızla yükselmeye devam etti. 1521’de Belgrad’ın fethinde görev aldı. 1522 yılından itibaren en yüksek idari, diplomatik ve askeri yetkileri eline almaya başard.

sosyal.site

İbrahim Paşa’nın Hızlı Yükselişi ve Sadrazamlığı

1522’de Rodos Seferi’ne katıldı, sefer dönüşü 1523 yılında Osmanlı Devleti’nin kanun ve geleneklerinde görülmeyen bir şekilde hasodabaşılık görevinden Piri Mehmet Paşa’nın yerine direkt sadrazam olarak atandı. Aynı zamanda Rumeli Beylerbeyi makamınında yeni sahibi olmuştu

net olmamakla birlikte genel kanı, Kanuni’nin kız kardeşi Hatice Sultan’la görkemli bir düğünle evlenerek hanedana damat olmuş, gücü gittikçe pekişmeye başlamıştı. Düğününden 4 ay sonra Mısır’da çıkan isyanı bastırmak ve asayişi sağlamakla görevlendirildi, ayrıca kendisine

Mısır Beylerbeyi ünvanı verildi. Bu görevi de başarılı bir şekilde yerine getirerek dönüşte Macaristan seferine katıldı, burada Mohaç Savaşı’nı kazanılmasında önemli rol oynadı. Savaşta gösterdiği kahramanlık ve cesaret onu padişahın gözünde daha da değerli hale getirmişti.

1526 yılında Venedik Büyükelçisi Bragadino’nun yazdığı bir raporda; sultanın ona sormadan hiçbir iş yapmadığı, paşanın da sultana epeyce sadık olduğu, belirtiliyordu. Öte yandan Kanuni Sultan Süleyman’ın paşaya olan teveccühü halkında gözünden kaçmamış, paşa artık

Makbul İbrahim Paşa olarak anılmaya başlanmıştı. Daha sonra Anadolu’daki isyanları bastırmakla görevlendirildi, Anadolu’da aldığı sıkı tedbirlerle isyanları sona erdirdi. 1. Viyana Kuşatmasıyla sonuçlanan 2. Macaristan Seferi’ne katıldı.

Avusturya imparatorunu, Osmanlı sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Antlaşması’nın müzakerelerini yürüttü. Bu müzakereler sırasında kullandığı şu sözler aslında onun nasıl bir güç zehirlenmesi içine girmeye başladığının göstergesiydi;

“Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir. Memuriyetleri ben veririm; eyaletleri ben tevzi ederim, verdiğim verilmiş ve reddettiğim reddedilmiştir.

Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği veya ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey savaş, barış, servet ve kudret benim elimdedir.” Pargalı İbrahim Paşa’nın gücünün zirveye ulaşması padişah tarafından

Osmanlı ordularına serasker edilmesiyle aynı döneme rastlar. Hatta savaşlardaki başarılarından ötürü Kanuni Sultan Süleyman; “Bu çetin işleri görebilecek ancak bir adam bulabildim. O da… büyük vezirim İbrahim Paşa’dır.” demiştir.

sosyal.site

Padişahın Gözündeki Değer: İbrahim Paşa’nın Seraskerliği

İmparatorluğun o güne dek 4 tuğla simgelenen gücü 7 tuğa çıkarılmış ve İbrahim Paşa’ysa 6 tuğ taşımaya yetkili kılınmıştı. Padişahtan tek eksiği Hilafet tuğuydu. Ancak serasker olarak 1534 yılında ordunun başında padişah olmadan tek başına çıktığı Irak Seferi

bir dönüm noktası oldu. Osmanlı ordusu ilk defa doğudaki düşmanlarının üzerine sultanları olmadan gidiyordu. Bu ordu içerisinde huzursuzluk çıkarsa da İbrahim Paşa Tebriz’i ele geçirdi ve kendisine serasker sultan demeye başladı.

Makbul İbrahim Paşa’nın Güç Zirvesi

Osmanlı tarihinde ilk kez padişah dışında birisi tarafından “Sultan” ünvanı kullanılıyordu. Dönem tarihçesi Celalzade bu konuyla ilgili şöyle der; “Bugüne kadar birçok yararlılığı görülen İbrahim Paşa, günden güne değişmeye başladı.

Anlaşılan padişahtan gördüğü fazla iltifat onu şımarttı…” Daha Irak seferindeyken 1534 yılında Venedik Senatosunda okunan bir raporda da İbrahim Paşa hakkında şöyle denmekteydi;

“İbrahim’in kendisine duyduğu sevgi, Türk Bey’ine (Padişah’a) duyduğu sevginin çok üstündedir… Ülkenin idaresinde tek olmak istiyor.” Yine aynı raporda paşanın orduda ve devlet idaresinde yarattığı düzensizliklerin sultan nezdinde rahatsız edici boyuta geldiği belirtiliyordu.

2 yıl kadar süren Irak seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman’la İbrahim Paşa arasına soğukluk girmeye başladı. İbrahim Paşa, Irak seferinde birçok hatalar yapmış günahsız bazı kimselerin canını almıştı.

Sefer sırasında haksız yere başdefterdar İskender Çelebi’yi idam ettirmesi ve kendisine hediye olarak gönderilen Kur’an-ı Kerimleri kabul etmediği, Hristiyanlık inancı taşıdığı, eşiyle ilgilenmediği, bazı cinayetleri sakladığı ve doğu seferleri sırasında boş yere harcamalar yaptığı gibi söylentiler padişahın kulağına gitmiş ve Kanuni Sultan Süleyman’ı fazlasıyla öfkelendirmişti.

sosyal.site

Güç Zehirlenmesi ve İbrahim Paşa’nın Değişen Tutumu

Emir ve fermanlara da Serasker Sultan diye imza atması, sabrının tamamen taşmasına sebep oldu. İbrahim Paşa’nın pek çok düşmanı ve rakibi için bu gelişmeler büyük bir fırsat olmuştu.

İbrahim Paşa’nın bir darbeyle padişahı tahttan bile indirebileceğini söylemekten çekinmeyenler vardı. Ayrıca paşanın Hürrem Sultan’ın oğlu olmayan Şehzade Mustafa’yı desteklemesinden dolayı Hürrem Sultan’la da arası pek iyi değildi.

Soğuk Rüzgarlar: İbrahim Paşa’nın Düşüşü ve Sonu

Bu yüzden Hürrem Sultan da Pargalı İbrahim Paşa aleyhinde Kanuni Sultan Süleyman’ı etkilemeye başlamıştı. Tüm bu etkenlerin birleşmesi sonucu Kanuni, İbrahim Paşa’dan kurtulması gerektiğine ikna olunca da, 1536 yılı Ramazan’ın 14’ünü 15’ine bağlayan gece eskiden olduğu gibi İbrahim Paşa saraya çağrıldı. Yenildi, içildi, sohbet edildi sonra odasına çekilip derin bir uykuya dalan İbrahim Paşa gece odasına gönderilen cellatlarca boğularak öldürüldü.

Gölgede Kalan Bir İsim: İbrahim Paşa’nın Ardından

Ölümünün ardından İbrahim Paşa’nın gizlice defnedilmiş, kabri gizlenmiş adeta devletin son 15 yılına damga vurmuş bu isim hiç yokmuş gibi davranılmıştı. Halk arasında Makbul İbrahim Paşa olan ünvanı da Maktül yani Katledilmiş İbrahim Paşa olarak söylenir oldu…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir