İran Nasıl Bu Duruma Geldi? Belge ve Resimlerle İran İslam Devrimi

TARİH
Okuma Süresi: 10 dakika
486
0 0

İngiliz ve Sovyet İşgali ve Şahın Yönetimi

2. Dünya Savaşı’nda İngilizler ve Sovyetler, İran’ı işgal etmişti. Tahttan düşen kralın yerine ise oğlu Muhammed Şah Pehlevi geçti. O sırada ise İran halkı baskılardan bıkmış ve özgürlüğe hasret kalmıştı. Yeni Şah’tan tek ümitleri, bir tutam özgürlük ve daha güçlü bir ülkeydi fakat yeni kralın halkı hayal kırıklığına uğratması fazla uzun sürmedi, petrol kaynakları İngilizlerin elindeydi.

İmam Humeyni’nin öğretileri bize emekçilerin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelme ve onların haklarını koruma ihtiyacını hatırlatıyor.

Batı’ya karşı bir başkaldırış bekleyen halk, onlara daha ılımlı yaklaşan Muhammed Şah’ı görünce eyvah demişlerdi, bu da yetmezmiş gibi İran’daki İngilizler zenginlik içinde yaşarken İranlılar yoksullukla mücadele etmek zorundaydı. Ülkede İngilizlere karşı pozitif bir ayrımcılık vardı ve İranlılar bir kenara itilmişti sanki.

Şah’ın kendi halkına önem vermediği düşünülüyordu, Şah’ın yanı sıra ülkede halk tarafından seçilmiş Muhammed Musaddık adında bir başbakan da mevcuttu. Muhammed Musaddık, Şah’tan hoşnutsuzdu, kendi halkının bu denli kenara itilmesi onu rahatsız ediyordu. Ülkedeki İngiliz kapitalizmine karşı mücadele vermeyi kendine dava edinmişti. Musaddık, halkının gözünde bir kurtarıcı olarak görünüyordu.

İran’ın hafızasından silinmeyen lider: Muhammed Musaddık

Bu olay tabii ki de İngiltere’yi ve Amerika’yı tedirgin etti ve Muhammed Musaddık görevinden ihraç edilerek tutuklandı, onu desteklemeyi bırakın adını anmak bile yasaklandı. Halk dahada yoksullaşıyordu, Amerika ve İngiltere’den talimat alarak ülkeyi yöneten Şah, çok lüks bir hayatın içindeydi, pahalı kıyafetleri ve lüks takılarıyla sürekli partiler düzenliyordu.

sosyal.site

Beyaz Devrim ve Toprak Reformları

1963 yılında Şah modernleşme amacı güden reformlar düzenledi ve bu yeniliklere “Beyaz Devrim” adını verdi. Bu devrimde kadınlara oy kullanma hakkı verildi, okuma yazma oranını arttırmak için seferberlik ilan edildi. Köylülere tarım hakkında çağdaş eğitimler verildi, okullarda eğitim kalitesi yükseltildi, yoksul ailelere bedava gıda yardımları yapıldı. Bunun haricinde daha birçok yenilikler yaşandı ama bunların arasındaki en önemlisi ve en ses getireniyse toprak paylaşımı oldu.

Muhammed Rıza Şah Pehlevi İran’ın son hükümdarıydı. İsviçre’de eğitim gören Şah Rıza Pehlevi, 1941 yılında baba Şah hayattayken tahta çıktı.

İran Devleti zenginlerden topraklarını piyasa değerinde satın aldı ve piyasa değerinden %30 altına köylülere sattı, böylelikle 2 milyona yakın köylü toprak sahibi olmuştu. Ancak bu yenilikler ülkenin zenginlerini ve din adamlarını rahatsız etti, zenginler eskisi gibi zengin değildi, din adamlarıysa İran kültürünün ve dini değerlerin Beyaz Devrim ile yok edildiğini söylüyordu.

Şah’ı vatansever olmamakla suçlayan dini liderlerin sayısı gitgide artıyordu ve bu dini liderler arasında en sert tepkiyi veren kişiyse Ayetullah Humeyni’ydi.

sosyal.site

Humeyni’nin Yükselişi ve Şahın Baskıcı Yönetimi

Kendisi İran’ın en önemli ve en çok takipçisi olan din adamlarından birisiydi ve Beyaz Devrim’in ardından protesto gösterileri düzenlemeye başladı, bunun üzerine Şah’ın emriyle tutuklandı. Humeyni o kadar popülerdi ki tüm İran bu olayı konuşuyordu, yandaşları bu tutuklamaya çok öfkelenmişti ve bu sebeple protestoların sayısı daha fazla arttı, halkın desteğiyde Humeyni’nin yanındaydı.

Gelen tepkilerden sonra ise Humeyni, Şah tarafından Irak’a sürgün gönderildi (öncesinde Türkiye’ye gelmiştir.) Bu olaylardan sonra Beyaz Devrim sayesinde İran’daki refah seviyesi oldukça yükseldi, yıllar içinde ekonomi gayet iyi seviyelere geldi, bu Şah’a özgüven sağladı. Ülkedeki muhalefete karşı sert yaptırımlarını arttırdı, komünistlere ve kendisine karşı gelen tarikat üyelerine işkenceler yaptırıyordu. Dış ülkelere sattığı petrole ise %15 zam yaparak, batı ülkelerinin ekonomisine büyük bir darbe vurdu. Petrole yaptığı bu zam, batı ülkeleriyle ilişkisine zarar vermişti ama bu Şah’ın umrunda değildi çünkü İran süpergüç olma yolunda emin adımlarla ilerliyordu ama Şah paraları reform programlarına harcamaya devam etti.

Orta doğunun hem kültürel hem de jeopolitik önem itibari ile en kritik ülkelerinden birisi olan İran’daki 1979 İslam Devrimi’ni; İran tarihinden başlayarak incelemek daha doğru olacaktır

Bu harcamalar karşılığını vermeyince İran’da refah seviyesi yeniden düşüşe geçti, yeniden fakirleşen halkın sabrı yavaş yavaş tükeniyordu. 1975 yılında tek partili döneme geçiş yapan Şah, ülkenin tek ve daimi adamı olmayı amaçladı. O sıralarda ise komünizmi bir tehlike olarak görüyordu ve din adamlarını komünistlere karşı desteklemeye başladı. Komünizm ile mücadele etmeleri için din adamlarına maddi ve manevi desteklerini arttırdı fakat sürgünde olan Humeyni, Irak’tan Şah’a karşı muhalefetine devam etmekteydi. Halkın büyük bir kısmıysa Humeyni tarafında yer almaya başladı, İran’da eylem artıyordu ve bu eylemleri bastırmak için polisler sert uygulamalarda bulunuyordu. O sıralarda ülkenin gideri, gelirinden daha yüksek seviyelere çıktı bu da İran ekonomisinin 1977 yılında çökmesine sebep oldu.

1906’da liberal bir anayasa hazırlanması ile sonuçlanan Meşrutiyet (İnkılab-ı Meşruta) ve Muhammed Rıza Pehlevi’nin Beyaz Devrim’i (İnkılab-ı Sefid) sonrasında, İran 1970’lere girildiğinde yeni bir devrime doğru gidiyordu.

Doğal olarak Humeyni’ye destek artmıştı, söylemleri artık daha çok destek görüyor ve İran’da daha çok yayılıyordu. Humeyni’nin ses kayıtları camilerden dinletilmeye başlandı artık halk Humeyni’yi, Şah’a karşı alternatif bir lider olarak görüyordu, Humeyni ise bu durumdan hoşnut olarak izindekilere yeni bir İslam Cumhuriyeti kuracağız diye sesleniyordu. Şah bu durumu endişe ile takip ederken bir makale yayınladı, bu makalesinde Humeyni’yi İranlı olmayan bir İngiliz ajanı olmakla itham etti.

İran’da İslami hareket dışında hiçbir sosyo-politik hareket; tek bir merkezi önderliğin otoritesi altında ve tutarlı bir ideolojik çerçeve içinde faaliyet yürüten siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri şubelere sahip değildi.

Bu yazıyla halkını yanına çekebileceğini düşünen Şah büyük bir yanılgıya düştü çünkü bu yazıdan sonra asıl büyük eylemler başladı, İran’ın tüm şehirlerinde yıllar boyunca devam edecek eylemler oluştu. 1978’de bir sinemada büyük bir yangın çıktı ve bu yangında 400 kişi hayatını kaybetti, din adamları bu yangını Şah’ın ajanlarının çıkardığını, Şah ise bu yangının din adamlarının çıkardığını savundu ve bu olay eylemlerin daha da şiddetlenmesine yol açtı. Sokaklardaki kalabalık kızgınlaşmıştı ve Şah, sıkıyönetim ilan etti. Artık askerler sokaklardaydı ve artık işler kontrol edilemez bir boyuta geldi protestocular ve askerler artık çatışıyordu. Birçok insan bu çatışmalarda hayatını kaybetti, sloganlar Humeyni adına söyleniyordu, Şah ise bu durumu sona erdirmeye çalışırken daha da çok batıyordu.

Ulema, 1962’de encümen üyelerinin yeminlerinin oluşturulmasında yasa tasarısını kendi konum ve güçlerine karşı yapılan bir hakaret olarak algılamış ve Humeyni, ulema ile onların öğrencileri, yasa tasarısını çekmek için rejimi zorlamıştır. Humeyni bu hareketin lideri olmuştur.

Şah dönemin Irak başbakanı Saddam ile görüştü ve Humeyni’yi Irak’tan atmasını istedi ve Irak’tan gönderilen Humeyni, Fransa’nın Paris şehrine geçti fakat Humeyni bu hareketle gücünden hiçbir şey kaybetmedi. İslam Devrimi adımlarını daha da güçlendiriyordu fakat ülkede Şah’ı da, Humeyni’yi de desteklemeyen gruplar vardı. Solcular bir kenara çekilmiş durumu takip ediyordu, Humeyni ortamı hazırlar bizse sonradan müdahalede bulunur ve devrimi ele alırız düşüncesindeydi. Şah artık sona yaklaşıyordu, kendisinin ve ailesinin fotoğrafları sokaklarda yakılmaya başlandı, sokaklar Şah’ın ölümünü isteyen sloganlarla yankılanıyordu ve onun psikolojisi günden güne çöküyordu.

Artık yolun sonuna geldiğini düşündü ve 16 Ocak 1979’da ülkesi İran’dan kaçmak zorunda kaldı ve bu kaçışla 2500 yıllık monarşi sona erdi. Şah’ın bu kaçışı sokakları sakinleştirdi ve kutlamalara sahne oldu, halk artık 16 yıldır sürgünde olan Humeyni’yi İran’a bekliyordu ve 2 hafta sonra Humeyni, Paris’ten uçağa binip İran’a indi. İran’da sevinçle karşılandı, sürgünden sonraki İran topraklarına attığı ilk adım, İran Devrimi’ne de bir adımdı. İlk olarak bir başbakan atadı ve sonrasında devrim düşmanı olarak gördüğü kişileri hapse attırdı, kimileri idam edildi kimileriyse sürgüne yollandı.

İslam mahkemeleri kuruldu ve bu mahkemelerde kendilerine muhalif olanların idam kararları çıkıyordu, her gün gazetelerde idam edilenlerin fotoğrafları yayınlanıyordu.

Ruhullah’il Musevi’yyil Humeyni, hicri-kameri 20 Cemadiyessani 1320 ve miladi takvime göre 24 Eylül 1902’de, İran’ın Merkez iline bağlı Humeyn şehrinde, ilim, hicret, cihad ehli ve kökleri Ehlibeyt’e uzanan asil bir ailede dünyaya gözlerini açtı.
sosyal.site

İslam Cumhuriyeti’nin Kuruluşu ve Sonrası

1 Nisan 1979 tarihinde yapılan halk oylamasıyla İran İslam Cumhuriyet’i ilan edilirken, yeni rejim Şah Muhammed Pehlevi’nin gıyabında idam cezası verdi. Kadınlara kapanma zorunluluğu geldi, eğitim sistemini değişmek için üniversiteler iki yıl boyunca kapatıldı, İran birçok ülke tarafından izole edildi. Devrik Şah bir süre Mısır, Fas, Bahamalar ve Meksika’yı dolaşırken yakalandığı pankreas kanserinin tedavisi için 22 Ekim 1979’da Amerika’ya gitti. İran’da hükümetin desteklediği militan gruplar, Amerikan Büyükelçiliği’ni basarak 52 Amerikalıyı rehin aldı, rehinelere karşılık Muhammed Rıza Pehlevi’nin İran’a iade edilmesini istediler.

19 Ağustos 1953’teki darbenin ardından Şah Muhammed Rıza Pehlevi, kaçtığı Roma’dan dönüp tahta oturmuştu.

Bu isteğin Amerika Amerikan yönetemince kabul edilmemesine rağmen Şah, Amerika’dan ayrılarak önce Panama’ya ardından Enver Sedat’ın çağrısı üzerine Kahire’ye geçti. 27 Temmuz 1980’de de prostat kanserine bağlı olarak hayatını kaybetti. İran’da ise Aralık 1979’da yeni bir anayasa kabul edilirken, Humeyni ülkenin dini lideri seçildi. Beni Sadr önderliğinde kurulan yeni hükümetin ilk icatları genel af çıkarmak, müziği yasaklamak ve tüm gazeteleri kapatmak oldu.

Ayetullah Humeyni’nin İran’a dönüşü ile önce 1 Şubat 1979’da İslam’a sadık bir İran istediğini televizyonlarca duyurdu. 1 Nisan 1979’da da gerçekleştirdiği referandum sonucu İran resmen İslam Cumhuriyeti haline geldi. Aralık 1979’da ülke teokratik anayasayı ve Humeyni’nin dini liderliğini onaydı. Bu şekilde İran’daki İslam Devrimi resmen gerçekleşmiş oldu.
sosyal.site

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir